Fransa’yı şaşırtan Türk çakmaları!

Fransa’da gümrük servisi Türkiye’den giden 10 ton Ferrero marka sahte çikolataya imha etmek üzere el koydu.

Sarı yaldızlı paketlere sarılarak orjinal İtalyan ürüne oldukça yakın görünen 33 bin kutu çikolatanın Fransa’ya içerisinde dondurucu bulunan bir kamyon içerisinde gönderildiği ortaya çıktı. Kasım ayında patlayan skandalı ortaya çıkartan ise sahte çikolataların üzerine şirket logosunun yer aldığı stickerin (çıkartma) konulmaması oldu.

EN BÜYÜK SAHTECİLİK

Skandalın ardından çikolatayı inceleten Ferreo yetkilileri, “Sahte ürün kimsenin sağlığına zarar verecek şekilde üretilmemiş. Ancak, kalitesi gerçekten çok düşük” açıklaması yaptı. Kamyonda Ferreo’nun ürün portföyünün tamamına yakının sahtesinin yer alması da dikkatlerden kaçmadı. Fransa gümrüğü olayı “Bu bugüne kadar farkına vardığımız en büyük sahtecilik olaylarından biriydi” diye açıkladı.

312 BİN DOLARLIK ÜRÜN

Çalışma hayatı boyunca ilk kez çikolta gibi bir ürüne el koymak zorunda kaldıklarını ifade eden Fransa Gümrük Sözcüsü Sophie Hocquerelle, “Bundan önce deri çanta, pahalı parfüm gibi ürünlerde sahteye rastlamıştık. Bu yıl bu şekilde 5.4 milyon parça ürüne el koymak zorunda kaldık Geçen yıl el koyduğumuz parça sayısı 4.6 milyon adetti. Bundan sonraki prosedürler Ferrero ile ithalatçı arasında olacak. Hindistan cevizli çikolataların değeri 312 bin doları buluyor” dedi.

Ergenekon’da tahliye kararı

Ergenekon Duruşması’ndan bir tahliye kararı çıktı. Tutuklu sanık emekli Yüzbaşı Gazi Güder tahliye edildi.

Ergenekon davasının görülmesine devam edilen duruşmasında savunmasını yapan tutuklu sanıklardan emekli yüzbaşı Gazi Güder, hakkındaki tüm suçlamaları reddederken, örgüt üyesi olmadığını ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak saklamanın da yapısına ters olduğunu öne sürdü.

Güder, sanıklardan Ayşe Asuman Özdemir ve soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır’ı tanıdığını belirterek, “Bekir Öztürk’e sadece bir bayram mesajım olduğundan ötürü onunla irtibatım olduğu belirtilmiştir. Kuddusi Okkır, yazılım geliştiren ve bilgisayar işi yapan şirketimde danışman olarak görev yapmaktaydı. Onunla irtibatım bu konu üzerineydi. İddianamede Ayşe Asuman Özdemir’e “Karargahta olmalısınız” şeklinde attığım e-mailden farklı anlamlar çıkarılmaya çalışılıyor. O e-mailin konusuna ilişkin öncesinde 3-4 farklı e-mail vardı. Onlar görmezlikten gelinmiş. Ayşe Asuman Özdemir, yazdığı bazı yazılardan ötürü bana tehditler aldığını söylüyordu. Bende kendisini yazdığı yazılardan ötürü sadece uyardım. Karargah kelimesi günümüzde şirketleri içinde kullanılmakta.

Kod isim kullanmışlığım yoktur. Kimseye emir vermedim. Kendi şirketimde çalışanlara da “Şunu yap, bunu yap” tarzında konuşmadım. Yaradılana saygım var, yaradandan ötürü. Emir vermek yapımda yok. Bünyesinde yetişmekten onur duyduğum Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 1984′te emekli oldum. ABD’ye gittim. Bilgisayara konusunda mastır yaptım. Daha sonra bilgi işlem semineri konusunda sözlük yazdım. Halen birçok üniversitede yazdığım sözlük kaynak olarak kullanılır” dedi.

Emekli Yüzbaşı Güder, emekli olduktan sonra aldığı paraya hiç dokunmadığını ve emekli maaşını da yoksul çocuklara eğitim bursu olarak verdiğini ifade ederek, “Ulusal Köy Kütüphanesi projesi kapsamında Mersin’deki evimi 50 bin YTL’ye sattım. Ulusal Köy Kütüphanesi projesinde, “Ey Türk milleti gelin, bir ve beraber olalım, sorunları birlikte çözebiliriz” dedim. Bu proje kapsamında 500′ün üzerinde okula kütüphane kurdum. Valilik projemiz için benimle görüştü. Valilikten bana “Hemen dernekleşin, maddi ve manevi destek verelim” denildi. Kişisel verileri hukuka aykırı olarak saklamışlığım yoktur. İş başvurusu yapan kişilerden aldığımız özgeçmişler vardır. Özgeçmişlerin üzerinde bir iki satırlık “Şu konuları iyi bilmekte, şu konuları iyi bilmemekte” şekline notlar vardır. Hakkımdaki suçlamaları reddediyorum” diye konuştu.

Savunması tamamlanan tutuklu sanıklardan emekli yüzbaşı Güder’in çapraz sorgusunun ardından tahliyesine karar verildi.

Teskere Mecliste kabul edildi

meclis

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarını, Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik terör tehdidi ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere bu bölgeye göndermek için Hükümete verilen yetki süresinin, 17 Ekim 2008′den itibaren 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi, 18′e karşı 497 oyla TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Elektronik cihazla yapılan açık oylamaya, 515 milletvekili katıldı.

TOPLAM OY : 515
EVET OYU : 497
RED OYU : 18

Tezkereye DTP’nin oylamaya katılan 17 vekili ile Ufuk Uras red oyu verdi.

KİMLER RED OYU KULLANDI?

TBMM tutanaklarına göre, 18 milletvekili ret oyu kullandı. Red oyu verenler ise DTP’nin 21 milletvekilinden 17’si ve ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras oldu…

OYLAMAYA KATILMAYAN VEKİLLER

Oylamaya 32 milletvekili katılmadı.

CHP: (8) Eşrem Erdem (Ankara), Gökhan Durgun (Hatay), İlhan Kesici (İstanbul), Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul), Bayram Meral (İstanbul), Mehmet Sevigen (İstanbul), Oğuz Oyan (İzmir), Faik Öztrak (Tekirdağ),

AKP: (13) Sait Açba (Afyonkarahisar) Kazım Ataoğlu (Bingöl), Suat Kınıklıoğlu (Çankırı), İrfan Gündüz (İstanbul), Mehmet Şahin (Malatya), Bülent Arınç (Manisa), Mustafa Açıkalın (Sivas), Ziyaeddin Akbulut (Tekirdağ), Kemalettin Göktaş (Trabzon), Eyyüp Cenap Gülpınar (Şanlıurfa), Abdülkadir Emin Önen (Şanlıurfa), Vahit Erdem (Kırıkkale), Yaşar Yakış (Düzce)

MHP: (3) Nevzat Korkmaz (Isparta), Gündüz Aktan (İstanbul), Reşat Doğru (Tokat)

DTP: (4) Akın Birdal (Diyarbakır), Selahattin Demirtaş (Diyarbakır), Gülten Kışanak (Diyarbakır), Aysel Tuğluk (Diyarbakır)

DSP: (1) Harun Öztürk (İzmir),

Bağımsız: (1) Mehmet Yaşar Öztürk (Yozgat).

DAKİKA DAKİKA TEZKERE OYLAMASI:

CHP MİLLETVEKİLİ ŞÜKRÜ ELEKDAĞ

Geçen yılki tezkereden bu yana terör eylemleri devam etti. Ülkemizde yüzlerce ocak söndü. Aktütün olayı düşündürücüdür, araştırılması gerekmektedir. Bir karakolun savunulabilir, askerimizi koruyabilen bir yapı haline getirilmesi gerekirdi. Karakoldaki eksiklikleri, inşaat ve mali zorluklara bağlamak doğru değildir.

Hükümetin terör konusunda 3 temel zafiyeti var. Birincisi hükümetin caydırıcı bir strateji uygulayamaması. Barzani’nin PKK’ya yataklık yapmasının ve destek vermesinin nedeni biliniyor. Barzani, PKK’yı bir pazarlık aracı olarak kullanmak istiyor. Bu durumda Barzani’nin Türkiye’nin düşmanı olduğunu ve terörün baş destekçiliğini yapmadığını düşünen var mıdır?

Barzani’yi PKK’ya destek vermekten caydırmak zorunludur. Bu bakımdan Türkiye politikasıyla, Barzani’ye PKK’mı Türkiye’mi seçimini yaptırmak zorundadır. Geçen sene bu kürsüden bunları söylemiştim.

Bu caydırıcı politikalara en iyi örnek Türkiye ile Yunanistan arasındaki karasu konusunda yapılmıştır.

Türkiye Ege’deki hakları korumak hususunda sarsılmaz bir irade ortaya koydu. Yunanistan’ın Ege’de karasularının 6 mil’in üzerine çıkarmasının, savaş nedeni olacağını ilan etti.

Türk Genelkurmay’ı buna mukabele edecek uygun bir stratejiyi uygulamaya koydu.

Bu planı uygulayacak askeri güç Ege’de konuşlandırıldı.

Öcalan’ın ve PKK’nın Suriye’den çıkarılmasında da aynı yol izlendi.

Caydırıcı politika uygulandığında kuvvet kullanmaya gerek kalmayabilir. Kurşun atılmadan sonuç alma imkanı doğar.

Hükümet Kuzey Irak konusunda böyle bir politika uygulayacaksa önce Barzani Türkiye’nin düşmanı demelidir. Ama eğer Türkiye bundan korkarsa, ozaman Barzani’de sergilenen teslimiyetten yararlanır.

Tabi bir de ABD faktörü var. Genel kanaat, Barzani’nin tutumunun ABD’den aldığı cesaretle yaptığıdır.

5 Kasım 2007’de Erdoğan ve Bush arasında yapılan mutabakattan geliyor.

ABD, PKK konusunda işbirliği sağlamayı kabul ediyor ama Türkiye’ye de bir yasak getiriyor. Bu yasak, TSK’nın ABD’nin izni olmadan hiçbir operasyon yapamaz.

Hava operasyonlarıyla terörün kökü kazınamaz. ABD kara harekatı yapabilme izni vermiyor.

Hükümet ABD’nin istihbarat vermesi karşılığında, Kuzey Irak’a müdahale hakkından vazgeçmiştir.

Böylece ABD Barzani’ye, “Türkiye’nin elinden operasyon aldık” demiştir.

Böyle olmasa Barzani, Türkiye’ye “Kerkük sorununu karışırsanız, Diyarbakır’da halkı sokağa dökerim” diyebilir mi?

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin meşru müdafaa hakkından vazgeçerek, Barzani karşısında ülkesini savunmasız bıraktı. Terörle mücadele için topyekun bir mücadele anlayışı gerekir.

Esasında her uluslararası sorunda şartlar farklıdır. Türkiye’nin bu noktada caydırıcı olabilmesi için şu dört hususa dikkat etmelidir:

1- Tehtidin odağı açıkça ilen edilmelidir.
2- Tehtidi bertaraf edecek strateji oluşturulmalıdır.
3- Bu konuda gerekli kuvvet ilgili yere konuçlandırılmalı
4- Karşı taraf, şartların olgunlaşması halinde kuvvet kullanılacağına inanmalıdır.

Bu konuda Barzani, Türkiye’nin düşmanı olarak açıklanması gerekmektedir. Eğer Türkiye bunu açıklamassa, Barzani’de cesaretlenir. Bizimle farenin kediyle oynadığı gibi oynar.

ABD, PKK ile mücadeleyi destekliyor; ancak Türkiye’ye bir şart sunuyor. O da Kuzey Irak’a ABD’nin haberi olmadan herhangi bir operasyonu mümkün kılmıyor.

ABD evet bize istihbarat paylaşarak hedefler gösteriyor; ancak bunlar sadece gösterişten ibarettir, dallarıdır gövdesi değil!

Hükümet 6 yıldır bu tür kapsamlı bir mücadele yapamamıştır.

CHP olarak tezkereyi desteklediğimizi açıklar hepinize saygılarımı sunarım.

MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ DENİZ BÖLÜKBAŞI

Alçak saldırının hemen ardından tezkere görüşülmektedir. MHP birinci tezkereyi tüm gücüyle desteklemiş ve bu konuda tüm samimiyetiyle eksikliklerini söylemiş ve bunu yine bu kürsüden dile getirmiştir. Yine açıkça söylemem gerekirse MHP, bu tezkereye de tüm gücüyle destek vereceğini söylemek isterim.

Türkiye, iki cephede mücadele etmekle karşı karşıyadır. Terör meselesi, uzun vadede ve caydırıcı bir politikayla yürütülmesi gerekmektedir.

Terör unsurlarını konuyan ve faaliyetlerini destekleyen kesimler için yeterli önlemlerin alınması mutlak bir sorundur.

PKK’nın Irak’ın Kuzey’inden tasfiye edilmesi 5 ana noktada toplanmaktadır. Bu tasfiye kriterleri bizim değerlendirmelerimiz olmayıp, hükümetin ABD ile yapılan görüşmelerde masaya götürdüğü kriterleridir.

PKK’nın en büyük destekçisi Kuzey Irak’ta yerel yönetime sahip Barzani’dir. Barzani ve peşmergeler teröristlere destek vermekti, yaralanan PKK’lılar yine buradaki hastanelerde tedavi edilmektedir. Habur’dan alınan haraçlar PKK’ya iletilmekte ve Avrupa’dan gelen destekler yine Barzani aracılığıyla PKK’ya iletilmektedir.

Barzani, PKK’nın siyasi hamiliğini üstlenmiştir. Barzani’nin siyasi çözüm recetesi ise Kuzey Irak’ta uygulanan etnik yapının Türkiye’ye uygun görmektedir.

AKP ise tüm bunların karşısında topal bir strateji belirlemiştir.

Hükümet içi boş niyet mektuplarıyla hayal kırıklığına uğramıştır.

PKK’nın tasfiye edilememesinin bir diğer nedeni ise ABD’nin inciti desteğidir. ABD nedeniyle Kuzey Irak’a düzenlenen operasyonlar dar kapsamlı ve sadece hava harekatlarıyla sınırlı kalmıştır.

Türkiye terörle mücadelede çok önemli bir yol ayrımındadır.

Barzani’nin PKK’ya desteği mutlaka kesilmelidir. Hükümet bu konudaki önlemlerini almalı eğer engellenemesse askeri müdahalenin hedefi haline geleeceği açıkca ifade edilmelidir. Eğer yine de bu konuda bir sonuç elde edilemesse o taktirde bu bedel fiilen ödettirilmelidir.

ABD ile yeni siyasi-askeri bir işbirliği yapılması gerekmektedir.

Terör yuvalarına karşı geniş çaplı bir harekat düzenlenmelidir. Kuzey Irak’ta kara kuvvetleri bulundurulmalı, tampon bölge oluşturulmadır. Türkiye’ye bu desteği vermek ABD’nin samimiyet sınavı haline gelecektir.

DTP VAN MİLLETVEKİLİ FATMA KURTULAN:

Toplumsal sorunları mecliste tartışmamız gerekir. Demokratik çözümler bulunması en doğru çözüm olacaktır.

Demokratik yapılanmaların yerine MGK’nın getirilmesi de işte bu baskıcı anlayışın etkisi altında kalmıştır.

Bireyi devlet için gören bir zihniyet, aynı zamanda devlet için bireyi de düşman olarak görecektir.

Bu da Susurluk, Ergenekon gibi karanlık yapılanmaların oluşmasına neden olmuştur.

Tezkere karşımızda acı bir gerçek olarak karşımıza çıkmıştır.

Sorunları görmezden gelmek ve güce dayalı bir sistem oluşturmak meclisin fonksiyonlarını yerine getirememesi anlamı taşımaktadır.

Yasal düzenlemeler Kürtler ve diğer etnik grupların Türklerle eşit haklara sahip olmadığını göstermektedir.

Ortak vatanda, ortak bayrak altında Kürtlere yaşam hakkı verilmelidir. Hedefimiz çağdaş ve evrensel değerlerin yükseldiği demokratik bir yaşam biçimidir.

Bize aklını başına al diyen siyasi parti liderlerine diyoruz ki aklımızı başımıza aldık ve şimdi size sesleniyoruz. Biz tezkereye hayır diyoruz, sizlerinde desteklemeyeceğinizi umut ediyoruz.

AK PARTİ KOCAELİ MİLLETVEKİLİ NİHAT ERGÜN

Ülkemizin bütünlüğünde kasteden silahlı bir terör örgütü bulunuyor ve sürekli olarak masum insanlarımızı öldürüyor, karakollarımıza saldırıp askerimizi polisi öldürüyorsa, sınır ötesi harekat zorunlu kılınmaktadır.

Terör örgütünün dağ kadrolarının kaldırılması finans kaynaklarının kesilmesi, örgüte yurt dışından katılımın önlenmesi sağlanmalıdır.

Türkiye yaz kış demeden her türlü operasyonu yapmaya imkânının bulunduğu görülmüştür. Terörle mücadelemizde ABD ile ilk defa PKK’yı ortak düşman eden, sınır ötesi operasyonlarda işbirliğine yönelen bir tutum olmuştur.

Bu tutumun daha ileri bir düzeyde işbirliğine dönüşmesi gerekiyor.

Sınır ötesi askeri müdahalemiz konusunda, AB’nin tutumu da son derece olumludur. Bu olumlu yaklaşımların önümüzdeki süreçte terörün finans kaynaklarının kurutulması sağlanmalıdır.

Haklılığımızın bütün dünya tarafından kabul edilmesinde, hükümetimizin kararlılığının yönü büyüktür.

HÜKÜMET SÖZCÜSÜ CEMİL ÇİÇEK

Ortadoğu’nun içinden çıkılmaz gerçeğini ve Türkiye’nin gerçeğini tüm yönleriyle ortaya koymalıyız ki provokasyonlara alet olmayalım. Tedbirde kusur ettiğini düşünenler, takdirde bahene aramasınlar. Yaptıklarımızı gözden geçirmeliyiz. Herkesten beklentimiz budur.

Terörle mücadelenin iki ön şartı var. Biri siyasi kararlılık. Diğeri halkın desteği…

Bir süreden beri, her ne sebeple olursa olsun kafa karıştırıcı değerlendirme yapılıyor. Bir tanesi 17 Ekim 2007 günü TSK’nın terörle ve teröristle mücadelede bir imkan olarak düşünülen 903 sayılı karar çerçevesinde TSK tarafından sınır ötesinde yapılacak harekâtın hudut zamanının bildirilmesi Genelkurmay Başkanlığı’ndan istendi.

TSK’nın terör tehditlerini bertaraf etmek ve sınır ötesi harekat ircaa etmek üzere,

Terör örgütünün bulunduğu bölgeler ile askeri harekatın askeri ihtiyaçlara göre sürdürülmesi,

Genelkurmay Başkanlığı’nca, kullanılacak gücün askeri ihtiyaçlara göre belirlenmesi ve Başbakanlığa bilgi verilmesi.

Nasıl bir harekat olacak, hududu ne olacak, ne miktar bir birlik bulunacak gibi bir çok soruyu içeren bir bilgi verildi.

Gereğini siz yapacaksınız, hükümet olarak size destek vereceğiz.

Gereğinin yapılabilmesi açısından makul süre içerisinde Başbakanlığa bildirilmesi istenmiştir.

29 hava harekatı yapılmıştır. Bir kara harekâtı tarzında bu tezkere bugüne kadar kullanılmıştır. Bu tezkereden beklenen muradın hasıl olması bakımından daraltılan bir durum söz konusu değildir.

TSK’nın terörle mücadelede bir kısım imkânları talep ettiği buna yeterli imkânın verilmediği yönünde. Bu kesinlikle doğru değildir.

İnsan hayatı söz konusu olduğu zaman para teferruattır.

100 km az yaparız, 4 bina az yaparız, gerekirse aç yatarız bu parayı sağlarız.

Terör uzmanlığından dolayından değil terörle mücadelede güvenlik birimlerimizin karşılaşacağı ödenek sıkıntısı varsa bunu anında karşılamak içindir.

Hükümet sanki para vermiyormuş gibi değerlendirme yapılıyorsa burada iyi niyet yoktur.

Bu tezkere kabul edildikten sonra, terör konusunda dış dünya Türkiye’nin yanında yer almıştır.

Biz Kıbrıs’ta haksız mıydık?

Ama 2 keçinin doymadığı yerden 9 kağnı ot yolduruyorlar adama.

Hükümet bunu anlattı. Herkes terörle mücadelede Türkiye’nin haklılığını kabul ettiyse bunu hükümetimiz sağlamıştır.

Irak ile ABD ile Arap ligi ile AB ile BM ile NATO ile bütün bu süre zarfında herkesin kendi çapında katkıları olmuştur ki bugün bu meseleleri biraz daha rahat bir ortamda konuşma imkanını buluyoruz.

İnanıyorum ki bu son tezkere olsun

MHP MİLLETVEKİLİ KÜRŞAT ATILGAN

Aldığım bilgiye göre az önce Diyarbakır’da bir polis aracı tarandı. 1 şehidimiz var.

Kanlı terör örgütünden ve onun destekçisinden, evlatlarımızın hesaplarının soracağına da inanıyorum.

Türkiye 25 yıldır mücadele etmektedir. 1984’ten 2002 yılına kadar Türkiye’nin bunun adı terör sorunuydu. Yani bizimde içinde bulunduğumuz hükümet 2002 yılında, iktidarı devrederken terör ülkenin gündeminden düşmüştü, şehit sayısı 3 yada 5’i geçmeyecek şekildeydi.

Peki ne oldu da 6 yılda bu kadar şiddetli arttı? Bunun sebebi bana ve MHP’ye göre daha önceki büyün bu işte mücadele edenler, bu ülkenin adı terör problemi iken, bu iş biraz kimlik ve hak arama sorunu olarak görülmeye başlandı ve terörün ümitlenmesine, teröre prim verildi.

Az önceki konuşmalarda biraz ümitlendim. Aradaki 5 yıllık farklı anlayışın bugün değişmesinden memnunluk duyuyorum.

Geçtiğimiz 25 yılda da Kuzey Irak’ta üstlendiler. Orada barındılar, eğitim yaptılar, silahlandılar, fırsat bulduklarında Türkiye’ye geçerek pusu kurdular, büyük şehirlerde masum insanlarımızın katledilmesine vesile oldular.

Türk milletini kahreden, teröristin yaptığı her eylemden sonra gerçek niyetlerini gizleyerek sarf ettikleri eylemlerdir, terörü lanetlemeyen taraflardır.

Kafamızı biraz kaldırdığımızda, bu millete ihanet edenlerin nasıl zulüm çektiklerini görürüz. Bu onurlu insanların tamamı bu cumhuriyeti kurmuştur. Bütün farklılıklarıyla bu coğrafyadaki insanlar milletimizin bir parçasıdır.

Gönül ister ki bu tezkere oy birliği ile bu meclis’ten geçsin. Böyle olsa teröristlerin alacakları mesajlar vardır.

Bu tezkere ile TSK ve hükümet caydırıcı bir koz elde edecektir. Caydırılamazsa, caydırılmasına vesile olacak operasyon yapılacaktır.

Barzani’nin PKK’ya verdiği destek bellidir. Bu desteği kesmesini beklemek saflık olur. Bölgesel yönetim liderinin anlayacağı tek dil kalmıştır o da kuvvettir.

Türk siyasetinin Irak’taki en büyük kozu TSK’nın gücüdür.

Barzani neden PKK’ya destek versin diyebilirsiniz.

150 yıllık hayaline Türkiye topraklarını da bu hayaline dahil etmiştir. Barzani’nin rüyasından uyandırılabilmesinin de en büyük etkeni TSK’nın gücü olacaktır.

Ne Roma’da ne Bizans’ta ne Osmanlı’da güneydoğu Anadolu bölgesinde böyle bir vurucu kuvvet olmamıştır.

Sayın Başbakan ve Bush’un Washington görüşmesinde PKK ortak düşman olarak görülse de, sadece istihbarat paylaşımına indirgenmiştir.

Bu istihbarat paylaşımı çok abartılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin yeterince istihbarat olanağı vardır.

Türkiye gelinen noktada Kuzey Irak ile ilgili kendi gücüyle kontrol etmekten başka çare kalmamıştır.

Türkiye’nin PKK’yı yok etmesinden başka çare kalmamıştır. Aksi takdirde duyduğumuz acıları tekrar duymak zorunda kalırız.

Terörizmle mücadelenin askeri bacakla mücadele etme sonuç alınmaz. Terörizmin mali bacağının kırılması gerekir. Bu teröre kimlerin nasıl nerede ne kadar miktarda yardım ettiğini tespit etmek zor değildir.

Diğer taraftan teröre destek veren siyasilerle ilgili TBMM’de dokunulmazlıkla ilgili yeni düzenlemeler getirilmelidir.

Son olarak, bölgedeki göçer hareketlerinin kontrol altına alınmasıdır. Yurt içindeki teröristler göçerlerden lojistik destek almaktadırlar.

SİVAS BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ MUHSİN YAZICIOĞLU

Tezkere bugün uzatılacaktır. Ancak mesele yetki vermekten ve operasyon yapmaktan ibare değildir.

Terör 25 yıldır devam ediyor, bu kadar sürede devam etmesi uluslar arası güçlerin varlığını açıkça ortaya koymaktadır.

Demokrasi insan hakları ve hukukun üstünlüğünden taviz vermeden kararlı bir mücadele yapılmalıdır. Bölgedeki işsizliğin ve göçün sebebinin PKK olduğu anlatılmalıdır.

Okullarımız da terör dersleri verilmeli, herkese çok iyi bir şekilde öğretilmelidir.

Başta milletvekilleri olmak üzere herkes PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmelidir.

Bir yandan yemin ederken, diğer tarafta ihanet odaklarıyla

Terörün dış kaynakları kesilmelidir. Bunun için etkin ve kesin bir mücadele uygulanmalıdır.

Onur kırıcı saldırıların karşısında söylenen gerekçeler daha da kahredicidir.

Mobil timler şekilde oluşan özel timlerle bu mücadele yürütülmelidir.

Irak’ta kaygılarımızı giderecek bir siyasi otorite oluşana kadar bir tampon bölge oluşturulmalıdır.

İSTANBUL BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ UFUK URAS

Bir önceki tezkereden bu yana tam 1 yıl geçti. 1 yıl boyunca çözüm sanılanın çözüm alınmadığını görmek zor mu?

Türk toplumu kan dökülmesinden bıktı. Güvenlik uğruna demokratik adımları kevgire çevirecek adımlar soruna çözüm olmuyor.

Bugün çözümsüzlüğü artıracak şiddet adımlarına ihtiyaç yoktur.

Bugün aklı selimi savunma günüdür. Demokratik açılımlardan ürkmeyelim.

Dünyanın bir çok ülkesinde reformların yapılması, paralel bir süreçte ele alınmıştır.

Bu tezkere Türkiye toplumunu demokratikleştirmeyecektir.

Yurtta barış dünyada barış ilkesinden ayrılmamak aklı selimin gereğidir.

Kürtçe ağıtla Şehit uğurladılar

sehit cenazesi

Diyarbakır’da polis servis aracına düzenlenen saldırıda şehit olan teknisyen yardımcısı Vedat Ulu’nun cenazesi, doğum yeri olan Diyarbakır’ın Geyiktepe köyünde toprağa verildi.

Ulu’nun yakınları cenaze töreninde Kürtçe ağıtlar yakarak üzüntülerini dile getirdi, fenalık geçirenlere sağlık görevlileri müdahale etti.

Şehit Ulu’nun cenazesi, Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksekokulu bahçesinde düzenlenen törenin ardından, ambulansla kent merkezine 30. kilometre uzaklıktaki Geyiktepe köyüne getirildi. Köy meydanında Diyarbakır İl Müftüsü Ali Melek’in kıldırdığı cenaze namazının ardından, şehidin cenazesi köy mezarlığında toprağa verildi.

Cenaze törenine, şehidin ailesi, yakınları, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker ile AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Kutbettin Arzu, İhsan Arslan, Ali İhsan Merdanoğlu, Abdurrahman Kurt ve Osman Aslan ile askeri yetkililer ve çok sayıda vatandaş katıldı.

‘Erdoğan varsa ben yokum’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı bir geceye şarkı söylemesi için Candan Erçetin çağrıldı. Fakat Erçetin’in cevabı partilileri şok etti: Ben Başbakan’ın olduğu yerde şarkı söylemem!

Olayı Aykut Işıklar Bugün gazetesindeki köşesinde şöyle anlatıyor:

“Olay yeni değil. Mayıs ayından kalma. Kusura bakmayın yeni duydum. İzmir’deki Balkan Göçmenleri Derneği bir gece düzenler. Geceye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da davet edilir. Sahne için de sevdikleri Candan Erçetin’e teklif gider.

Belki parada indirim yapar diye de ‘Çok görkemli bir gece olacak, Başbakanımız da gelecek‘ denir. İşte o saniye iş bozulur. ‘Ben Başbakan’ın olduğu yerde şarkı söylemem Atatürkçüyüm. AKP benim ilkelerime terstir’ yanıtı gelir. Hadi sanatçılar özgürdür, olabilir diyelim.

Ama aynı Candan, genel müdürü imam denilen TRT’ye iki yıl program yaptı. Şimdi TRT yönetimine soruyorum, Candan Erçetin son iki yıldır TRT’den kaç bin lira aldı? Bunu lütfen açıklasınlar. İdealist Candan para alırken AKP filan düşünmüyor. AKP’lilerin yönettiği TRT’de ne işi vardı? Çelişkiye bakar mısınız? Balkan göçmenlerinin gecesine Başbakan geliyor diye gitmeyen bir şarkıcı…”

Hükümetin Memura Zam Oranı

Hükümet 2009 maaşları için memura yüzde 3.5+4 zam önerdi. Zam kümülatif olarak yüzde 7.6’ya geliyor.

Yaklaşık 2 milyon memuru ilgilendiren toplu görüşmelerin dördüncü turunda hükümet zam teklifini konfederasyonlara iletti. Hükümet beklendiği gibi memura enflasyon hedefiyle uyumlu bir zam teklif etti.

Buna göre, memura ilk 6 ay için yüzde 3.5, ikinci 6 için de yüzde 4 oranında zam öngörülüyor. Kümülatif olarak zam yıllık bazda yüzde 7.6’ya denk geliyor.

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun başkanlık ettiği toplantı halen sürüyor. Toplantıya, Kamu İşveren Kurulu üyeleri, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, yetkili sendikaların genel başkanları, sendikaların uzmanları ve bürokratlar katılıyor.

MEMURLAR NE TALEP ETMİŞTİ?
Türkiye Kamu-Sen, en düşük memur maaşının açlık sınırının üzerine çekilmesini istiyordu. Konfederasyon bu amaçla gelecek yıl altışar aylık iki dönem halinde taban aylığına yansıyacak şekilde tüm memurlara brüt 100’er, net 75’er YTL olmak üzere toplam net 150 YTL zam yapılmasını, maaş katsayıları ile yan ödeme katsayısının da iki dönem halinde yüzde 5’er artırılmasını talep ediyordu. Konfederasyon ayrıca, sendika üyesi memurlara 50 YTL “toplu görüşme ikramiyesi” verilmesini istiyordu.

Memur-Sen ise bekar, en düşük derecedeki memur maaşının 1301 YTL’ye, evli, iki çocuklu ve eşi çalışmayan memurun maaşının 1461 YTL’ye yükseltilmesini talep ediyordu. Memur-Sen’in talepleri arasında, memur maaşlara ocak ayından itibaren yüzde 12 oranında zam yapılması, taban aylığının seyyanen net 30 YTL artırılması ve sendika üyesi memurlara 30 YTL “toplu görüşme ikramiyesi” verilmesi yer alıyor.

10 gün boyunca Tecavüz ettiler!

tecavüz

Çankırı’da, 14 yaşındaki kız çocuğuna 10 gün boyunca tecavüz ettikleri iddiasıyla 9 kişi gözaltına alındı.

Yaşları 18 ile 40 arasında değişen şüphelilerin Ö.D’yi 10 gün boyunca ”Çankırı-Ankara arasında gezdirdikleri”, zaman zaman evlerine götürerek cinsel ilişkiye girdikleri iddia edildi.

Edinilen bilgiye göre, 9 Ağustosta evinden ayrılan ve dönmeyen kız çocuğu Ö.D’nin ailesi polise başvurdu. Çankırı Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kız çocuğunu Devamını oku…

ABD’ye izin verdik

abd donanma

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Robert Wood, Türkiye’nin, Gürcistan’a insani yardım malzemeleri taşıyan 2 Amerikan donanma gemisinin Karadeniz’e geçişine onay verdiğini ve bu gemilere bir Amerikan sahil güvenlik gemisinin de eşlik edeceğini bildirdi.

Wood, açıklamasında, “Türkiye, Gürcistan’a insani yardım taşıyacak 3 geminin Karadeniz’den geçişini onayladı. Bu gemiler, 2 Amerikan donanma gemisi ve bir Amerikan sahil güvenlik gemisinden oluşacak” dedi.

Robert Wood, gazetecilere açıklamasında, Devamını oku…

Nonda tehlikede

nonda , gs

Fransız ekibi, daha önce Monaco’da oynayan Kongolu oyuncu için hesaplar yapmaya başladı. Menajeri de Nonda için “Yeniden Fransa liginde oynamak ister” diye konuştu.

FRANSIZ Paris Saint Germain Kulübü, uzun süredir peşinde koştuğu F.Bahçeli Mateja Kezman’ı almak için her yolu denerken, ilginç bir alternatif buldu! Fransız ekibi, G.Saray’ın Kongolu futbolcusu Shabani Nonda’yı gözüne kestirdi. Sarı-kırmızılı ekibin son Şampiyonlar Ligi ön eleme maçında Steaua Bükreş’e 2 gol birden atıp takımını beraberliğe taşıyan Nonda’nın son dönemdeki performansından memnun kalan Fransız ekibi, G.Saraylı futbolcuyu ciddi bir alternatif olarak gündemine aldı.

‘DAHA ÖLMEMİŞ!’

PSG yetkilileri için 31 yaşında olmasına rağmen, Fransız vatandaşlığı da bulunan Nonda’nın en çekici yanı ise daha önce bu ülkede Monaco formasını giymesi. Devamını oku…

İşte memur maaşları

 para

375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 3. Maddesi Uyarınca Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Karar, ek ödemenin tutarı ile usul ve esaslarını düzenliyor.

 

Personele yapılacak ek ödeme, en yüksek devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil) ‘ek ödeme cetveli’nde yer alan oranların uygulanması suretiyle hesaplanacak.

 

Karar, 15 Ağustos 2008 itibariyle yürürlüğe girecek.

 

İşte Yeni Memur Maaşları

 

Memurlara verilecek ek ödemenin ardından en düşük memur maaşı 1119 YTL’ye, araştırma görevlisi maaşı ise 1553 YTL’ye çıktı. Devamını oku…